
Hâşâ! Allah (c.c.) , peygamberini hata üzerinde durdurmaz. Ayağı kaysa da O’nu uyarır, düzeltir. Hata üzerinde devamına müsaade etmez! “Gökte ki yıldızlar” mesabesinde olan Peygamberin Ashabı da Peygamber’e inen vahyi, nüzul esbabı ile bilen ve O’nu Peygamberin gözlerinin önünde, o Peygamberin telkin ve düzeltmeleriyle en iyi yaşayandı…
Konunun başında, öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki, recm cezasının uygulanması için, adaletli, güvenilir dört şahidin zina fiilini aynı anda görmüş olmaları ve şahitlik yapmaları veya fiili işleyenin hâkimin huzurunda dört kez itirafta bulunmuş olması şarttır. Bu şartlar muvacehesinde, böyle bir cezanın uygulanırlık zemini bulması imkânsız gibidir.
O zaman “böyle bir cezanın varlığı neyi ifade eder? ”, denecek olsa; recm cezasının varlığı, iki şeyi hedeflemektedir: Zinanın aleniyete dönüşmesine bir örtü, ikincisi İslam’ın öngördüğü nesil emniyetine yönelik olarak toplum üzerinde, caydırıcı sosyo-psikolojik bir atmosfer oluşturmasıdır.
Recm , kesinkes İslam Hukukunda olan bir cezadır.
.
A-Burada kesin olan ilk şey, peygamberin bunu uygulamış olmasıdır.
Hadisler Beş Vaka yı gösteriyor:
1-Evli Yahudi erkek ile Yahudi kadının recmedilmesi— Yahudilerin müracaat ve talepleri ile gerçekleşmiştir- (Buhari,hudud: h.no: 24 ,Muvatta Hudud. H,no.1)
2-Maiz bin Malik’in recm edilmesi-- kendi itirafı ve ısrarı ile-(Buhari,c.4,s.256)
3-Gamidli kadının recm edilmesi -- kendi itirafı ve ısrarı ile— (Müslim, Hudud bab:5 h.nr 23)
4-Bekar bir gencin, yanında işçi olarak çalıştığı adamın karısı ile zina etmesi ve kadının ikrarı sonucu recm edilmesi.(Buhari,c.4 shf.256)
5-Bir kadına tecavüz eden adamın recm edilmesi— müştekinin şikayeti ve itiraf-(Buhari h.Nr : 6815 )
B- Kesin olan ikinci şey, Hülefa-i Raşidin’in devam ettirmesidir
.
Raşid halifeler de bu cezayı uygulamaya devam etmişler:
C- Kesin olan üçüncü şey, (Hariciler ve Mu’tezile hariç) bütün müctehidlerin Bu cezanın varlığı üzerinde ittifak etmiş olmaları.
Yüz bini aşkın sahabe vardır. Meşhur yedi Sahabi (Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mesut, Hz. Ayşe, Zeyd b. Sabit, Abdullah B. Abbas ve Abdullah b. Ömer) ile
Beraber Ashaptan,130 civarı sahabe, Müctehid seviyesinde kabul edilir..
Ashab’tan 130 müctehid olmak üzere, Tabiinden İmam-ı Cafer, Ebu Hanife, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf, İmam-ı Züfer, İdris Eş-Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Ahmet bin Hanbel, İmam-ı Zeyd Ali bin ZeynelAbidin, Süfyan-i Sevri, Ebu Sevr ve son devir müctehidlerinden İbni Abdis-Selam, En-Nesefi ve İbni Teymiyye ve devam edip giden müctehidler silsilesi… Ve kısacası ( Mu’tezile ve Hariciler hariç)tüm müctehidler.Bu konuda müttefikidirler.Bunların hiç birinin bu cezaya itirazları yoktur.
D- , Bu güne kadar kurulmuş, İslam Hukukuna dayalı, hemen hemen bütün Devletlerin ceza hukukunda recm ile ilgili düzenlemelerin olması.
Geliyoruz Yirminci Asra,
Recm cezası, İslam’da var mı dır , yok mu dur? Tartışılmaya başlanıyor.
“İslam da böyle bir ceza yoktur” diyenlerin,ilk itirazları bu cezanın kaynağını Kuran’ dan değil, Sünnetten alıyor olmasıdır…!
Anlaşılıyor ki, bu kesim her şeyden önce, Usul-ü Fıkıh in temel kaidelerinden olan Sünnetin, Kur’an karşısında ki; umumi hükümleri tahsis ettiği, farzları tamamlayıcı hükümler getirdiği ve kuran da bulunmayan yeni hükümler koyabileceğin de, tereddüt yaşıyorlar. Kabul etmediklerini söylemiyorlar.
Ama bütün konuşma ve yazılarında bu husus belirginleşiyor..!
Hâlbuki Sünnetin hüküm koyabileceğini Kur’an söylemektedir.
1-A’raf süresi 157. Ayet—“…O peygamber ki onlara iyiliği emreder, kötülükten meneder. Onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar”.
2-Tevbe Süresi 29. Ayet—“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve Ahiret gününe inanamayan, Allah ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendisine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”
Bu ayetler, Hz.Peygambere bir şeyi helal veya haram kılma yetkisi vermektedir.
Daha doğrusu, bu yetki yine vahye verilmiştir;
Vahiy iki çeşittir: 1-Vahy-i Matluv 2- Vahy-i Gayri matluv.
1-Vahy-i Matluv: Tilavet olunan vahiydir. Ki bu Vahiy, Kur’anı Kerimin kendisi, yanı ayetlerdir.
2-Vahy-i Gayri matluv.:Tilavet olunmayan vahiydir.Ki peygamberin kalbine inzal olunan “Hikmet” tir. Peygamberin kalbine inzal olunan bu “Hikmet” dilinde ve hareketlerinden Hadis ve sünnet olarak neşet bulur. Bunu kur’an şöyle ifade eder:
En-Necm süresi 3. ve 4. ayetler---“O hevasına göre konuşmaz. O’nun konuştuğu kendisine (Allah’tan) ilka edilegelen bir Vahiy’den başkası değildir.”
Başka bir ayeti kerimede de şöyle ifadesini buluyor..:
Bakara Süresi 151.Ayet---“Nitekim kendi içinizden bir peygamber gönderdik ki, O size ayetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size Kitab ve hikmeti öğretiyor.
Ve bilmediklerinizi size bildiriyor”Müfessirler burada ki “hikmet” ifadesinin sünnet olduğundan müttefikidirler. Ayrıca, Bakara:129./Bakara:231/Al-i İmran:164Nisa:113/Ahzab:34/ Cuma:2. ayetlerinden geçen yine “Hikmet” ifadeleri sünnet manasına gelmektedir. Büyük Müctehid İmam-ı Şafii, Risalesinde hikmetin geçtiği bu ayetleri verdikten sonra, der ki ; “burada ki, “hikmet” ifadesi, Resülü Ekrem’in sünneti den başka bir şey değildir.”
Sünnetin haram kıldığı bazı hükümler
. Sonuç olarak; Sünnet Kur’an ın açılımını sağlayan,O’nu te’kid ve tefsir eden bir konuma sahiptir.Kur’an da sünnetin konumunu belirleyen,ve
O’nu destekleyn bir unsurdur. Kur’an ve Sünnet birbirinden ayrılması mümkün olmayan ve bir bütünü meydana getiren unsurlardır. Nasıl ki Hidrojen ve Oksijen olmadan su meydana gelmiyorsa; Kur’an ve sünnet olmaksızın İslam dininin de meydana gelmesi mümkün değil. Sünnet Kur’andan,Kur’anda sünnetten ayrı birbirinden kopuk ve bağımsız olarak düşünülemez!Kur’anın birinci derecede sünnetinde ikinci derece kaynak olduğu konusunda alimler arasında ittifak vardır.Dolayısıyla sünnet olmaksızın bir Müslümanlık
düşünmekte mümkün değildir.
Hz Peygamber bir hadisi şerifinde “Sizden birinizi, koltuğuna yaslanmış bir vaziyette iken kendisine benim emir ve nehiylerimden birisi geldiğinde: biz anlamayız, Allah’ın kitabında ne bulduysak ona tabi oluruz, derken bulmayayım.”
Diye, buyurmaktadır.
İbn Hazm ,“El İhkam” adlı eserinde; Sünnet olmaksızın namazın rekâtları, nasıl kılınacağı, zekâtın ne kadar ve nasıl verileceği, hangi ibadetin nasıl, ne şekilde, ne oranda ve ne kadar yapılacağı bilinemez. Dolayısıyla sadece Kur’an la amel edip Sünneti dışlayan kimsenin kâfir olacağı hakkında ümmetin icmaı olduğunu söyler.
Meşhur müfessir Muhammed Ali Sabuni “Ahkâm Tefsiri” adlı eserinde bunlara cevap verirken.( C-2/shf 65)-
—“Recm Rasulullah (s.a.v.)’in mütevatir hadisleri ile sabittir. Bu tevatür öyle bir dereceye ulaşmıştır ki, hiç şüphe kalmamıştır. Rasulallah (s.a.v) Muaz ve Gamidiye gibi kimselere recmi uyguladığı tevatüren tespit edilmiştir. Ondan sonrada Raşit Halifeler recmi uygulamışlar. Bu hükme günümüze kadar Haricilerden gayrisi muhalefet etmemiştir.”
Recm cezasına Kur’anla yorum getirme:
Kuran-ı Kerim de ki bazı ayetlerin birbirleri ile olan ilintilerinden hareketle, kelimelerin gramer yapısından bazı sonuçlar çıkarmak mümkün. Akisine de bazı sonuçlar çıkarmak mümkün. Arapça dil bilgisi ile doğru orantılı bir olaydır. Fakat sonuçlar, her halükarda Hz. Peygamberin o ayetler üzerinde ki yorum ve uygulamalarına ters düşmemelidir. Dikkat edilirse, sapık fırkaların yaptıkları bir şey de, emelleri doğrultusunda Ayet-i Kerimeleri yorumlamaları olmuştur. Şayet bu alana meşruluk verilirse, Müsteşrik ve misyonerlerin Kur’an üzerindeki kötü
niyetli ve hummalı çalışmalarından korkarım ki istedikleri sonuca ulaşırlar..!
Yorum ucu açık bir şeydir. İsteyen yorumla istediği yere varır..! Yorumda mutlaka bir kıstas olmalı. Kur’an-ı yorumlamada ki tek kıstas, peygamberdir.
O zaman şu iki ana ölçü üzerinde anlaşmalıyız; Bunları kabul etmeyene söyleyecek sözümüz bitmiştir.
1-Öncelikle Kur’an-ı en iyi bilen ve en doğru uygulayan Hz. peygamberdir.
Peygamber bu hususta ilk ve tektir.
2-Kur’an üzerinde hiçbir yorum, Hz. Peygamberin yorumuna muhalif olamaz.
Peygambere rağmen, Peygamerin o husustaki yorum ve uygulamalarına rağmen yorum yapılamaz, bazı sonuçlara gidilemez
“İslamda recm cezası yoktur” önyargılarını, ispat etmek için ;
Şimdi bazı Ayet-i Kerimelere, Peygamberin o alanda ki, uygulamalarına muhalifte olsa bir yorum getirilmeye çalışılıyor.Dikkatle incelendiğin de , Bu gün, Kur’an üzerinde, recm cezasına getirilen yorumlar, Nebevi uygulamalara tamamen terstir..!
“İslam hukukunda recm yoktur” diyenlerin delilleri ve onlara cevaplar :
1-“Recm, şüphesiz cezaların en ağırıdır. Şayet meşru olsaydı Kur’an-ı kerimde zikredilmesi gerekirdi. Kur’anda zikredilmemesi onun gayrimeşru bir ceza olduğuna delalet eder.” Demişlerdir.
Hâlbuki birçok şer’i hüküm Kuran-ı Kerimde zikredilmemiştir. Bunları kendisine uymamız farz olan Resülullah açıklamıştır. Nitekim Allahu Teala : “Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size ne yasak ettiyse ondan da sakının” (Haşr:7) buyurmaktadır.Bu ayetten biliniyor ki, Resülullah, bize Allah’ın emirlerini tebliğ edicidir..Onun her getirdiğinde mutlaka her şeyi hakkıyla bilen,hüküm ve Hikmet sahibi olan Allah’ ü Teala’ nın yüce Vahyi iledir.
2-“Cariyenin haddi hür kadın haddinin yarısıdır;”Onlar evlendikten sonra bir fuhuş irtikab ettiler mi, o vakit üzerlerine hür kadınlar üzerinde ki cezanın yarısını uygulayın.”(Nisa-25)
Recm ise ikiye bölünemediğinden hür bir kadına uygulanması da sahih olmaz.”
demişlerdir.
Aslında hakikat o ki, Ayet-i kerimede ki “Hür kadınlar” tabiri, evli kadınları değil, bekârları ifade etmektedir. H.İbni Rüşd ,(Bid. Müc. N. Mukt. C.4 sh. 296)
Müctehidlerin görüşlerini aktarırken, müctehidlerin bu ayeti ,”Cariyeler, evlendikten sonra, eğer fuhuş yaparlarsa, bekâr olan hür kadınlara lazım gelen cezanın yarısı onlara lazım gelir.” Şeklinde, anlaşılması gerektiğini izah etmiştir. Bütün Müctehidlerin, bu ayetti ki anlayışları, bu şekildedir.
O ceza da 100 celde dir. Onun da yarısı 50’ dır.
3-“Zina eden kadınla, zina eden erkekten her birine 100 değnek vurun…”ayetinin hükmü umumilik ifade eder. Hiçbir delil olmaksızın bütün evlilere recm cezası ve başka bazı hükümler çıkarmak Kur’anın zahirine muhaliftir.” Demişlerdir.
Kur’an da ki birçok hüküm umumu ifade ettiği halde Rasulullah (sav)’in sünneti bu hükümlerden bazılarını istisna etmiştir. Mesela “Erkek hırsızla, kadın hırsızın, o irtikab ettiklerine bir karşılık ve ceza ve Allah’tan ibret verici bir ukubat olmak üzere ellerini kesin” (Maide 38)
Ayeti Celile’nin hükmü bütün hırsızları içine alan bir umumilik ifade eder. Hatta çalınan şey küçükte olsa da hüküm değişmez. Haricilerin iddialarına göre çalınan şey bir iğne bile olsa hırsızın elinin kesilmesi lazım. Hâlbuki Rasülullah (sav) umumilik ifade eden bu hükmü çalınan malın en az 10 dirhem gümüş veya karşılığı değerinde olması gerektiğini açıklamıştır. Bundan daha az değerde ki malın çalınması halini, Rasülullah(s.a.v), bu ayetin hükmünden istisna ederek bunun cezasını hâkime bırakmıştır.”yanı, Allah’ın Resulü, umumi olan bazı hükümleri, Sünneti ile hususileştirmiştir.
4-“ Zina eden kadın ile erkekten her birine yüz değnek vurun.” Ayetinin recm cezasını nesh etti, hükmünü ortadan kaldırdı.” İddiası.
Bunu söyleyen ilim ehlinin, kendilerinin de buna inandıklarına inanmıyorum..!
Bir kere, recmin bazı hadislerini rivayet eden Ebu Hureyre, hicretin 7. yılında Müslüman oldu. Nur Süresi de hicretin 5. veya 6. senesinde nazil oldu.
Ayrıca, nasih ve mensuhu en iyi bilen sahabe değil mi? Yüz Binlere varan Ashab, en ufağından böyle bir şey olsa, recmin uygulamasına hiç müsaade ederler miydi? Kıyameti koparırlardı ..! Biz, zaten nasih ve mensuhu, onların rivayetlerinden öğreniyoruz….
Tanınmış ilim ehliden, bazı kaynaklar:
H.İbni Rüşd—(Bid. Müct. Ve Nihyt. Mukt. C.4 Sh.293) “ Evli, Hür ve Müslüman olan bir kimse Zina İşlediği zaman cezasının recm olduğunda ihtilaf yoktur.”
El Ceziri—(Dört mezhebin fıkıh kitabı, bahar y. C.6 sh.513)—“ müctehid İmamlar, Muhsin oldukları halde zina eden her erkek ve kadına recm uygulamak vacib olur”
Said Havva-(İslam C.2)-“Zina eden muhsan kimsenin cezası recm dir.” Halebi-(Mülteka el-Ebhur,c.2 sh.260)-“Muhsan için had, recm dir.”
Seyyid Kutub-(fi zilalil kur’an c.10 sh.376)- “Sahih bir nikahla evlenmiş
Müslim hür ve buluğa ermiş kimsenin cezasi recm dir”
Mevdudi-(Tefhimmu’l kur’an C.1 sh. 349—“ Kur’an, recm cezasını açık bir şekilde anmamış olmasına rağmen, onu ima eder bir ifade kullanmıştır. Peygamberde bunu anlamış ve bu cezayı uygulamıştır.”
İslam, suçlu karşısında devamlı şefkatli ve şüphelerle cezaları kaldıran devamlı
Suçludan yana ağırlığını koyan bir yapıya sahiptir. Günün şartlarına göre; gün gelir Halife, şuranın onayı ile geçici olarak bu cezayı askıya da alabilir. Ve yine gün gelir zina eğilimi artar, Halife bu cezayı yeniden yürürlüğe sokabilir. Ama sonuç olarak, bu cezanın, her halükarda İslam ceza yasasının kapsamında yer aldığıdır. Ben buna böyle inanıyorum.
Sonuç olarak:
Aslında bizim bugün konuşmamız gereken asıl konularımız bunlar değildir.
Bu konu İslam hukukunun uygulandığı; İslami devletin işleyişini ilgilendiren bir konudur. Çaresiz, bazı gelişmelerin, karşısında susmamak gerekmektedir.!
İslamda böyle bir ceza yoktur diyenlerin aksine;
Başta Resülullah bunu uygulamakla, Sahabe ve Raşid halifeler, bu uygulamayı devam ettirmekle ve bütün İslam müctehidleri, bunu tasdik etmekle ve bu düzenlemeleri yasalarının kapsamına alan tüm islam devletleri ve 14oo yıldan beri gelen bu kadar müfessir, muhaddis ve fukaha bu hususta yanıldılar,
Muradı İlahi’ ye ters düştüler de, bu gün biz isabet ediyoruz..! diyemiyorum…!
Diyebilen samimi ilim ehlini de anlayamıyorum..!
Şüphesiz, her şeyin doğru olanını Âlemlerin Rabbi bilir.
Rabbim bizlere izan, feraset, fekahet, Şuur nasip etsin. Ayaklarımızı sabit kılsın,
fasıklara, zalimlere ve kâfirlere karşı bize yardım etsin.
Yorumlayan: |
ayşe |
Tarih:19 Ekim 2010 Salı Saat 22:21 |
xxx
neden din [hadisler]ortadayken bir hocanın dediğine bakılır islamda kesinlikle recm vardır |
||
Yorumlayan: |
Ahmed Bayrak |
Tarih:18 Ekim 2010 Pazartesi Saat 17:27 |
İslami Bilgilerde GELENEKCİ Bilgilerle yol alınmaz ve tutarsızdır----
RECM Dinimizin tek kaynağı olan Kur'an'da ima yollu dahi değinilmemiş olmasına rağmen "recm" konusu, Müslümanların önemli bir sorunu olmaya binlerce senedir devam etmektedir. Bunun sebebi; rivayetlerin, dine ikinci bir kaynak olarak getirilmesi ve bu rivayetlerde yer alan tutarsız, çelişkili, ciddiyetsiz hususlara dinî hüviyet kazandırılmasından başka bir şey değildir. Nitekim dinimizin yegâne kural koyucusu olan Rabbimiz Kur'an'da, zina suçunun cezasını belirlemiş ve dolayısıyla bu konuda başka bir arayış yapılmasına gerek kalmamışken, kendilerine Müslüman diyen ve İslâm şeriatı ile yönetildiklerini iddia eden bazı ülkeler, zina suçuna maalesef "recm" cezası uygulamaktadırlar. "Recm" sözcüğünün anlamı: " رجمRecm" sözcüğün ilk anlamı; "قتل (öldürmek)" demektir. "Öldürmek" eyleminin "recm" sözcüğüyle ifade edilmesinin sebebi; Arapların bu işi, öldürülecek kişiyi "taşlamak" suretiyle yapmalarından kaynaklanmaktadır. Sonradan her türlü "öldürme" işine "recm" denilir olmuştur. |
||
Yorumlayan: |
Rahmi Kocadağ |
Tarih:17 Ekim 2010 Pazar Saat 20:52 |
Yorumlama da seviye
Allah razı olsun, hocam konuyu gayet net verilerle ortaya koymuş. Artık bu hususta söylenecek söz bitmiştir.Ben şunu eklemek isterdim.Recm'in İslam da olduğunu ifade eden yüze yakın hadisi şerif var. Karşı çıkanlar bir tek ama bir tek hadisi şerif göstersinler.Gösteremezler, çünkü yoktur.Seviyesiz yorumlar buralara yakışmıyor.Bildiğiniz bir şey varsa delilleri ile ortaya koyun.Hoca, ne bir şeyi ortaya koymak için çırpınmış.Ne de kendi görüşlerini, Din diye ortaya koymuş...ağza dolanan her laf yazılmaz.Önce, tamamını oku. Anlamamışsan anlamaya çalış.Allah'ın dini kimsenin tekelinde değildir. Yazılanlar Allah'ın ayetleridir, Peygamberinin hadisleridir, Bu ikisini anlama gayreti olan fıkıhtır.Peygamberin şu kelamı ne anlamlı değil mi? "Ya hayırlı konuş ya da sus !." |
||
Yorumlayan: |
Raif Doğan |
Tarih:16 Ekim 2010 Cumartesi Saat 19:57 |
ANLAYABİLMEK
Allah razı olsun.Hocam çok güzel bir şekilde izah etmiş.Tabii ki insanların ön yargılarından kurtulmadan bir şeyi anlamaları kolay olmayacaktır..Siz ne şekilde anlatırsanız anlatan birileri bildiğine devam edecek... |
||
Yorumlayan: |
yaşar ümit |
Tarih:16 Ekim 2010 Cumartesi Saat 15:32 |
inat mı desem, ne desem bilmem ki...
Görüyoruz ki insan sabit fikirli olunca ne desek boşuna. Sayın Fazlı Kayaduman bir önceki yazısına yapılan yorumları dikkate alıp konuyu araştırıp gerçeği bulacağına, kendi fikrini ispatlamak için çırpınmış. Diyelim ki bunu doğru zannediyorsun, tamam kardeş de, kendi fikirlerinizi Allah'ın emri gibi yazmayın, bunu yaparak kendinize yazık ediyorsunuz. Tekrar rica ediyorum lütfen Mustafa İslamoğlu hocamızla bu konu ve sabit fikirliliğiniz hakkında konuşun, o size tüm içtenliğiyle yardımcı olacaktır inşallah. Allah hepimizi ıslah etsin inşallah. |
||
Yorumlayan: |
Hamza Er |
Tarih:14 Ekim 2010 Perşembe Saat 23:58 |
Cok Guzel
Nakillerinizden dolayi mutesekkiriz hocam... ama recmi inkar eden ziniyet neticeyi masanin ustune yazip altini doldurmaya kalkan zihniyet oldugu icin 1400 yildan fazla ki ilmi eserlerin naklini birakip cimbizla delil arama hastaliginda olunca..... |
||