
İslam Hukukunda, evli, hür ve Müslüman olan bir kimse, zina işlediği zaman cezasının recm olduğunda ihtilaf yoktur.(1)Dayanılan kaynaklar, Hz Peygamber (a.s)’in bu cezayı defalarca infaz etmiş olmasıdır. Bu infaz etme olayı Ehl-i Sünnet’in en sahih hadis kaynaklarında ifadesini bulmaktadır.
Şöyle ki, Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’de Hz Peygamber’in “İki Yahudi ile Ben-i Ezd kabilesinin Amroğullar’ı boyundan bir kadını recm ettirdiğini ”açık bir şekilde izah eder.(2) Yine Sahih-i Müslim’in Hudut bahsinde, Hz Peygamber’in Cüheyne kabilesinden bir kadını recm ettirdiğini anlatır.(3)Yine Sahih-i Buhari’nin Hudut bahsinde ki, bir hadiste Hz. Peygamber’in Maiz isminde ki bir adamı recm ettirdiğini anlatır.(4) Ve benzer sahih kaynaklarda Recm ile ilgili, Peygamberin fiili uygulamalarından bahse devam eder…
Buhari ve Müslim’in ittifaken naklettikleri bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyuruyor;“Müslüman bir kimsenin kanı helal olmaz, ancak üç şeyden biriyle helal olur.Biri zina eden evli kişi,birisi haksız yere birini öldüren kişi,biri de cemaatten ayrılan dinini terk eden kişi”. Evet, recm hadisesi, görüldüğü gibi kaynağını Hz. Peygamber’in ifadelerinden ve fiili uygulamalarından alır.
Allah(cc), Kuran-ı Azimuşşanın da Peygambere itaati emreder
Bir iki örnek vermek gerekirse, Ahzab Süresi’nin 36. ayeti kerimesinde:” Allah ve Resulü bir şeye hükmettiği zaman inanan erkek ve kadına işlerinde artık başka yolu seçmek yaraşmaz”. Yine Nisa Süresi, 80.ayette Allah(c.c.) şöyle buyuruyor.” Peygamber’e itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.”(5)
Bütün “İslam Hukuk Usulü” kitaplarında, Kuran’a göre sünnetin hüküm vermedeki yerini üç madde ile tanımlarlar:
1-Sünnet, Kuran’ın müphem ve mücmellerini açıklar, umumi hükümlerini tahsis eder.
2-Sünnet, Kuran’da asılları sabit olan farzları tamamlayıcı hükümler getirir.
3-Sünnet, Kuran’da bulunmayan bir kısım hükümleri beyan eder.
Şimdi 3. madde de ki usul hükmü bellidir. Bunun bir yığın örnekleri vardır. Ehli eşeklerle yırtıcı kuşların etinin yenmesini haram kılan ve diyetlerle ilgili bir çok hükümleri tespit eden hadislerdir.(6) Recm hadisesi de bu beyanda bir hükümdür.
İslam hukukunda, zina fiilinin vukuu iki şekilde tespit edilir. Biri zina fiilini işleyenin ikrarı ile diğeri de zina fiili, şahitlerin şehadeti ile tespit edilir.
1-Zina fiilini işleyenin kendi ikrarı ile tespiti:
Zina fiilini işleyen gelir hâkime müracaat eder,”Ben zina yaptım” derse, bu kişinin durumu incelenir sarhoş, deli veya depresyonda olmadığına bakılır. Ahras(7) ve Retka (8) olmadıkları tespiti yapılır. İkrah’ın (zorlamanın)olup olmadığına bakılır. Bunların hiçbirinden olumsuzluk çıkmaz; belli aralıklarla, dört kez zina ikrarında bulunursa, cezanın infazına karar verilir. Bu kez muhsan olup olmadığına bakılır. Yani Müslüman, hür ve evli olduğu halde zina fiilini işlemişse recm edilir. Müslüman, hür fakat bekâr ise yüz celde vurulur.
2-Zina fiilinin şahitlerin şehadeti ile tespiti:
Dört şahidin hâkimin huzurunda “Filan kimse zina etti, biz zina ettiğini ve zina fiilini gözlerimizle gördük” demeleri ile olur. Dört kişinin aynı anda bu fiili görmüş olmaları şarttır. Şahitler dörtten az, görme fiilini dördü de net ifade edemezlerse, ceza-i uygulama yapılmaz.(9)
Görüldüğü gibi bu cezanın uygulanabilmesi için olağan olmayan şartlar söz konusu! Bu şartlar altında bu cezanın uygulanışı çok çok nadir vukua gelir ki, Hz. Peygamber döneminde, 3-4tanedir. (Ki çoğunlukla itiraflara dayanır.) Koskoca Hülafa-i Raşidin döneminde de, yine 3-5tanedir. Bu cezaların gayesi,’nesli koruma’ hassasiyetine yönelik olarak, bir sosyo-psikolojik caydırıcı atmosfer oluşturmaktır..! Sonuçta, İslam Ceza Hukukunun vazgeçilmez, ceza esasları arasında yer alır.
Nur suresi ikinci ayetteki “Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüz celde vurunuz…”ayetinin, Recm hadisesini nesh ettiği, ortadan kaldırdığı iddiası da gülünçtür. Kabul edilmesi de mümkün değildir! Nasih ve mensuhu en iyi bilen sahabedir. Bizler zaten nasih ve mensuhu onlardan ve onlardan nakledilenlerden öğreniyoruz. Onlar olmadan bilme imkânımız var mıdır? Şayet Nur suresinde ki ayetin Recm hadisesini ortadan kaldırması gibi bir olay olsaydı, sahabenin Recm olayını tekrar tekrar uygulamış olması mümkün müydü? Görüyoruz ki olayı sahabe devam ettirmiştir. Hulafa-i raşidin döneminde devam etmiştir. Sahabe uygulamış ve hiçbir itirazı da bulunmamıştır. Daha sonraları da devam ettirilmiş ve bugün de devam etmektedir. Bazı mu’tezile ve hariciler istisna edilirse, bütün İslam müctehitleri de bu cezada ittifak etmişlerdir. Raşid Halifeler bu cezayı uygulamış ve bu hususta görüş beyan etmişlerdir. Mesela Hz Ali (r.a), Şuraha adındaki bir Hamedan’lı kadını recim ettirirken; “Recim iki çeşittir. Biri gizli, biri aşikârdır. İkrar üzerine olan recm ‘de kişiyi önce hâkim taşlamaya başlar, ondan sonra halk onu taşlar. Şahitlerin ifadesi ile olan recm de ise onu önce şahitler, sonra hâkim sonra da halk taşlar.”demiştir (10)
Recm cezasında kalabalık bir cemaat söz konusu; yani, olay “mütevatir” bir olaydır. Yalan söylemek üzere bir araya gelmiş olmaları aklen muhal, kalabalık bir cemaat bu cezayı gerçekleştiriyor. Şimdi önümüzde, hiç şüphe götürmeyecek bir şekilde peygamberin fiili uygulaması olan bir ceza ki, Sahabe, Hulafa-i Raşidin onu titizlikle uygulamış, bütün İslam müctehitleri (Ehl-i sünneti, Şiası ile )uygulamasında ittifak etmiş olup 1400 yıllık tarih boyunca İslam ümmeti bunu tatbik etmişken, bugün bizler, kalkıp diyebilir miyiz “Böyle bir ceza İslam’da yoktur.”
Bunları anlatıyor olmamın gereği,27 Ağustos günü Hayreddin Karaman hocanın, Yeni Şafak’ta ki köşesinde “Recm Yoktur” başlığıyla yazmış olduğu yazıdır. Öncelikle şunu belirteyim ki Hayreddin Karaman hocamız günümüzde İslam Hukuku alanının tartışmasız otorite üstatları arasında yer alır. Seksenli yıllarda, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenci iken “İslam Hukuku” derslerimize gelen hocamızdı. O günden tanışıyoruz. Bugüne kadar anlatımlarından, eserlerinden müstefid olduğumuz bir âlimdir. O gün ki yazısında,”Recm yoktur” başlığı ile yazdıklarını okuyunca doğrusu hayretler içerisinde kaldım. Aslında bu yazısıyla Hayreddin hoca bugüne kadar ki anlatımları ve yazdıkları ile ters düşmüştür. Sizlere tek bir örnek vereyim; İlahiyat fakültelerinde İslam hukuku alanında ders kitabı olarak okutulan ve bizimde okuduğumuz, Hayreddin Karaman hocanın yazdığı “Mukayeseli İslam hukuku” adından bir kitabı var. Bu kitabın birinci cilt 128. sayfasını açalım. Bakınız Hayrettin hocamız zina suçu ila ilgili neler söylüyor; Zina suçunun cezası, suçlunun muhsan olup olmadığına göre değişmektedir. Muhsan olmayanın cezasının Nur suresinin 2. ayeti ile 100 kırbaç olduğunu açıkladıktan sonra Muhsan olanın cezasına geliyor.
(Dikkatle okuyunuz aynen aktarıyorum)
“Muhsan kişinin zina cezası “Recm”dir. Recm taşlayarak öldürmek demektir. Bazı mu’tezile ve hariciler müstesna bütün İslam müctehitleri bu cezada ittifak eylemişlerdir. Recm cezasınınmesnedi hadislerdir.”deyip bitiriyor.
Bütün İslam müctehitlerinin ittifak ettikleri ihtilafsız tasdik ettikleri, İslami bir ceza hususunda, sizinde araştırmalarınız, anlatımlarınız ve yazdıklarınızla onayladığınız bu cezayı bugün hangi gerekçe ile dışlayabiliyorsunuz?
Yazınızın içeriğine bakıldığında;
-Peygamberimiz döneminde ki Recm vakaları, kişinin kendi itiraflarıyla” Ya Resulullah beni temizle “ deyip zina suçu işlediğini itiraf etmesi, peygamberin vazgeçirme gayretlerinin sonuç verememesi sonucu, uygulanmıştır. Diyorsunuz, tamam..
-Recm cezası kazf ve kısas cezaları gibi Kuran’dan kaynağını almıyor hadislerden kaynaklanıyor. Tamam. Nesh edilmiş olabileceğine ihtimal veriyorsunuz. Ki, buna sizinde inandığınıza, inanmıyorum.
-Hakimin insiyatifine göre değerlendirilebilinir.”Celde” ye çevrilebilir vs.(Bir an nefsine yenilip zina eden olduğu gibi bu hususta bin bir melaneti işleyenlerde söz konusu..! )
Bu da mümkündür. Ama tüm bu anlattıklarınız İslam hukukunda Recm cezasının olmadığını değil, olduğunu gösteriyor. Yazınızı şöyle bitiriyorsunuz;”Günümüzde İslam aleyhine kullanılan ve insanları İslam’dan korkutmaya yarayan bu cezayı sahiplenmek ve savunmak uygun değildir.”
Allah aşkına, başkalarının beğenisi için değerlerimizden nasıl vazgeçebiliyoruz. Bunun bizi nerelere götürebileceğinin hesabını yapabiliyor muyuz?
Peki el kesme, kısas, kazf cezalarını ne yapacağız.! Bu alanlarda da İslam’a saldırmıyorlar mı? Bunlar için ne diyeceğiz..? Hani kulluğumuzu “Allah rızasına yönelik yapıyorduk!” Hani, “Onların hiçbir zaman bizlerden razı olmayacakları…”ilahi beyanını, unutmayacaktık?
“Recm” ile ilgili diğer yazınızı da şu cümle ile bitiriyorsunuz. “…Şeriatı uygulama adına bugün recmi uygulayanlar, sebep olduğu sonuçlar bakımından İslama kötülük etmektedirler” diyorsunuz. Sebep olduğu sonuçlar bakımından bu kötülüğü 1400 yıldır koskoca bir İslam ümmeti işlemiş olmuyor mu? Peki Sahabe, Tabiin, Hulafa-i Raşidin işlemiş olmadılar mı? Peki, Resul-ü Zişan Hz. Muhammed (a.s.) bunu uygulamakla aynı kötülüğü işledi mi dersiniz? Şayet, Vahy-i Gayr-i Matluv ile ilahi kaynaktan akıp gelen bir vahye dayanıyor ise, birileri sırf bize hoş bakmayabilir diye bu vahiy kaynaklı hükmü yok sayacaksak, vay halimize..! .Daha da önemlisi;
Bunun, yeni nesil üzerinde etki edebilecek olan sosyo-psikolojik tahribatını, nasıl önleyeceğiz?
Farz-u Muhal tamam dedik, yok farz ettik. Fakat yıllarca bizlere anlattığınız bu kaynakları, bizlerde İmam-Hatip liselerinde on yıllarca, yeni nesle anlattık, aktardık. Şimdi o nesil camilerin minberlerinde, kürsülerinde bu kaynakları, bu değerleri anlatıyor. Milyonlar bu kürsülerde, minberlerde anlatılanları dinliyor… Peki, şimdi biz bu millete ne diyeceğiz? Yoksa şöyle mi diyeceğiz; ”Ey milyonlar, durun! Biz bu dini size hatalı anlatmışız! Bugüne kadar size anlattıklarımız hatalı imiş. “Bu dinin şu esası şöyle imiş”, mi diyeceğiz? Dedik, diyelim. Peki, bu milletin bizlere ne diyeceğini hiç düşünebildik mi ? …! Hayır, hocam hayır!
Bu yazdıklarınızın kabulü mümkün değil! Bu değerlerimizi beğenmeyenler, Filistin’de her gün ama her gün topraklarını işgal ettikleri bu insanları katlediyorken; Demokrasi getireceğim yalanı ile girdikleri Irak’ta kaynaklarını sömürmek için ülkeyi kan gölüne çevirmiş, katliamın bilançosu milyona yaklaşıyorken; Bugünlerde, keyif için adam öldürdüklerinin itirafları manşetlerdeyken; Rahmet peygamberinin uyguladığı, beşeriyetin mutluluğuna yönelik bir nizam için öngörülen caydırıcı hadler karşısında, bu vampirler ne der düşüncesi ile komplekse girecek ve bu değerlerden vazgeçeceğim..!
Hayır, hocam hayır!
Bunu kabul etmemiz mümkün değil!
Rabbim bizlere Feraset ve İstikrar nasip etsin. Ayaklarımızı sabit kılsın. Kafir ve zalimlere karşı bizlere yardım etsin.
_Kaynaklar___________
1-Bidayetü’l Müctehid ve Nihayetü’l Muktesid.Hafid ibn.Rüşd.terc- beyan yay.c.4/ shf.293
2-Sahih-i Buhari, Menakıb.61/26 ve3635 nolu hadis.Sahih-i Müslim hudud,29/5-1695 nolu
3-Sahih-i Müslim,hudud bahsi,29/5 1696 nolu hadis.
4-Sahih-i Buhari, Hudud, 86/28, 6824 nolu hadis
5-İslam Hukuku Metodolojisi,M. Ebu Z ehra shf. 94
6-age- shf.:99
7-Dilsiz
8-Kadının fercinin önünde cimayı engelleyıci bir bezin bulunması.
9-Fetavayi Hindiye,cilt:4 / shf: 6-11 arası
10-Bidaytü’l Müctehid ve Nihayetü’l Muktesid beyan yay.hafid ib. Rüşd.C:4 /shf:297
Yorumlayan: |
ismailhakkı başdağ |
Tarih:18 Mart 2011 Cuma Saat 17:16 |
recm cezası
http://ismailhakki.blogcu.com/kuranda-evlilerede-uygulanacak-olan-zina-cezasi-100-celdedir/8855933 |
||
Yorumlayan: |
Seyfullah rahmetyeli |
Tarih:10 Ocak 2011 Pazartesi Saat 03:25 |
Peygamber davranışları ile hata üzerinde devam etmez!
Recm olayına karşı çıkanlar,peygamberi yanlış yapmakla tutarsızlıkla itham etmiş olurlar ki, hem çirkin bir şey hem de küfürdür..Söz konusu ayetlerin kendisine indiği peygamber, bu ayetleri sizlerden daha iyi bilen değil midir?Peygamber bir şeye karar vermişse, size tabi olmak düşmez mi? Peygamberin "recmi" uyguladığı ile ilgili,bir yığın hadis vardır.recimle ilgili bütün hadisler uyguladığı ile ilgilidir.Uygulamadığı ile ilgili tek hadis bulamazsınız. Bu artık Mütevatır derecesindedir.Ey akıl sahipleri, artık biraz inceleyin araştırın ve bu kelleyi de çalıştırın.Yeter artık..! |
||
Yorumlayan: |
Enver Aktürk |
Tarih:17 Aralık 2010 Cuma Saat 05:34 |
Kuran'a bakın !
Ehl-i sünnet, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sünnetine tâbı olanlar ve onun gösterdiği yolda devam etme gayretinin ismidir,dikkatinizi çekerim, bir gayrettir. Hiç bir ehl-i sünnet yaşamı Peygamber (s.a.s) yaşamı kadar mükemmel olamayacağı için Kuran'nın ayetlerinden önce bir kanıt olarak verilemez. Zina için inmiş açık ayet vardır ve recm yoktur! Evlendikten sonra zina suçu işleyen kadınlara ve erkeklere, dört erkeğin fiil halinde açıkça görerek şahitlik etmeleri veya suçluların itirafları üzerine uygulanan recim (taşlayarak öldürme) cezası şeriatı uygulama adına mutlaka yerine getirilmesi gereken bir ceza değildir. |
||
Yorumlayan: |
Abdülbaki Soyakoğlu |
Tarih:12 Kasım 2010 Cuma Saat 20:10 |
İlim ehline bakın
Ehl-i sünnet:Nebevi bir bakış açısı altında, Kur'an-ı anlama çabalarının verildiği yoldur.Hz. Muhammed'in, Kur'an-ı anlama ve yaşama titizliğini fark edip aynı hassas yolda yürüme gayretinin ismidir. |
||
Yorumlayan: |
Enver Aktürk |
Tarih:11 Kasım 2010 Perşembe Saat 02:58 |
Kuran anlaşılması kolay bir kitaptır
Vay o Ehli sünnet'i Kuran'dan önce bir kanıt olarak sunmaya çalışanların haline.Hele ki Ehli sünnet diye yanlış bilgi verenlerin halini düşünmek bile istemem.Efendim Peyganberimiz recm uygulaması olmuş deniliyor ancak amaç idam etmek olmamıştır.Zina yapan kişiler bir meydana getirilmiş ve etrafında toplanan insanların en fazla misket büyüklüğünde taşlarla zina yapan erken ve kadını kınamak amaçlı taşlayarak utandırmak olmuştur. Bugünki recm uygulamasının amacı idam etmekle kalmayıp sadece kadınlara uygulanmaktadır.asıl traji komik olan ise bunu düşünmeden "recm islamda vardır" başlığı altında bugünkü yanlış recm uygulamayı savunanlar olmasıdır.Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışmayın kardeşim.Allah'ın kitabı Kuran anlaşılamsı zor bir kitap değildir,okumayanlar için ayetleri burada sıralayacak değilim, Kuranı okuyun ve bilgi sahibi olun,tövbe edin ve cehennemin azabından korunun. |
||
Yorumlayan: |
makseki |
Tarih:10 Kasım 2010 Çarşamba Saat 09:51 |
hadimul kuran kardeşime cevabımdır
selam hidayete tabi olana! yazdığınız cevapta anlayamadığım bir kaç husus var? 1. ehli sünnet kimdir? 2. recm konusunda kimler ittifak etmiştir? 3. fıkhı bir mesele nasıl oluyorda itikad kapsamına girebiliyor? 4. bu konu ilmi bir mevzu olması hasebiyle, farklı ictihadda bulunmuş ve görüş bildirmiş olan alimlerin tamamı, sizin tanımlamanıza göre fesat bir şekilde tevil ederek tağutun destekcisi mi oluyorlar? 5. benim serdettiğim görüş, kur'anın öne çıkarılmasıdır;yoksa herhangi bir alimi veya peygamberi etkisizleştirmek değildir. Ayetlerle bu konu zaten çözüme bağlanmışken bir peygamber nediye yeni bir çözüm yolu ortaya koysunki. 6. son olarak recmin varlığına dair delilleri söylemişsiniz, peki yokluğuna dair delilleri niye söylemiyorsunuz. Ayrıca bu konuda böyle üstünkörü konuşmaktansa meseleyi irdeleyerek hiç araştırdınız mı? |
||
Yorumlayan: |
Hadimul Kuran |
Tarih:12 Ekim 2010 Salı Saat 12:47 |
makseki ye cevap
esselamu men ittebal bi emri rasulillah ! hocamiz acik bir sekilde , rasulullah in getirmis oldugu dinimizde , recm oldugunu delilleriyle isbat etmistir , tagut , sistem , vs . soylemlerin arkasina siginirak ehli sunnetin itikat ettigi meseleleri kabul etmeyip veya fasid bir sekilde tevil etmekle , tagut un asil destekcileri oldugunuzu hatirlatirim . |
||
Yorumlayan: |
makseki |
Tarih:09 Ekim 2010 Cumartesi Saat 10:15 |
recm varmış da bizim haberimiz yokmuş?
yazar bu konuyu etraflıca bir daha araştırsın, sonra tekrar yazsın.hz peygamberin recm cezasının ne zaman ve nasıl uygulamış ve neye dayanarak uygulamış. kuranda zinanın açıkca cezası varken hangi bir peygamber Allahın belirlediği cezaya aykırı bir ceza getirebilir. bu peygamberi - haşa- tağutlaştırmaz mı? sonra recm cezasının doğruluğunu ispatlama sadedinde getirilen saçma sapan delilleri napcaz? en basit örneği haz ömerin \\\'eğer insanlardan korkmasaydım recm ayetini kurana yazardım\\\' sözüdür. şimdi buna inanırsak bu sefer kendi kitabımız hakkında da şüpheye düşmüş olmayacak mıyız? Allah kendi kitabını koruyacağını söylüyor. - haşa - demek koruyamıyormuş. hatta bazı ayetlerin korunması ömerin insafına kalmış da, o da çekincemesinden dolayı kitaba yazamamış öyle mi? bu kadar saçmalamanın alemi yok. |
||
Yorumlayan: |
Şerif Kardeş |
Tarih:07 Ekim 2010 Perşembe Saat 17:38 |
Hakikati tersinden almak
Hak kimden zuhur ederse Haktır. Harici '' Hüküm Allahındır''dediyse yalanmı söyledi.Te'vili yanlış yaptı.Hüküm Allahındır demek haricilik olursa bende harici mi oldum.Hak Papadan dile gelince de Katolik mi olurum doğu söylüyor desem.İmam Cafer Haricilerin inatlarına ve yanlış te'villerine karşı çıktı.Hakikatın ölçüsü; Allah ve resulüdür.Ama hiç kimse Allah ve resulünü kafasına göre te'vil edemez.Hakkın muradını bilemez.Hakkın muradını masum olanlar bilir.Masum olanları ise Hak seçerYeryüzü Allahındır dilediğini seçer.Allahın seçtiklerini tanımayanlar Akıllarını ilah edinirler.Akıllarını vahye muhatap kılanlar Safi akıllardan gelen hakikatlere uyarlar.Yoksa akıl dalgalarında cehalet akımına kapılanlar NUR'SUZ karanlıkta kalırlar.Allah senide benide NUR'UN HAKİKATINA ULAŞTIRSIN Kİ karanlıklar kendiliğinden yok olsun.Allaha emanet ol. |
||
Yorumlayan: |
halil |
Tarih:07 Ekim 2010 Perşembe Saat 10:43 |
ilk taş
"ilk taşı günahsız olanınız atsın öyleyse" |
||