Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Taklit: Mağlubiyet psikolojisi
Mustafa İslamoğlu
mustafaislamoglu.com
29 Aralık 2011 Perşembe Saat 21:42

Taklidin mantığını aradım. Bulamadım. Sonunda, taklitte mantık aranmaması gerektiğine kani oldum.

Taklidin, mantığı zehirlediği açık. Zaten, bu yüzden taklit ya. Taklitçilik bir hastalık, hem de kişiliğe arız olmuş bir hastalık. O yüzden bu hastalık, taklitçinin özgüven yokluğuna dayanıyor, bu bir. İkincisi, iddialarından arındırılmış olduğunu gösteriyor. Üçüncüsü, taklit ettikleri karşısında mağlup olduğunun tescili anlamına geliyor.

İbn Haldun'un Mukaddime'de yaptığı o muhteşem tesbit, bu ülkenin yaşadığı yüz yıllık dramın tek cümlelik özeti: "Mağluplar galipleri taklit ederler."

Mağlubiyetin de onurlusu vardır, onursuzu vardır. Onurunu yitirmeyen mağluplar, fiziken mağlup görünürler. Dişe diş mücadele etmişler, mağlup olmuşlardır. Elbet her mağlubiyetin bir çok sebebi vardır.

Onurlarını koruyanlar, mağlubiyeti içselleştirmezler. Fakat, sadece değerler için mücadele edenler, yenildiklerinde dahi onurlarını koruyabilirler. Yenilgilerinin faturasını kendi değerlerine kesmezler. Aksine, yenilgilerini bir bilinç yenileme, yani bir "tevbe" ve "istiğfar" vesilesi olarak bilirler. Sorunu, kendi değerlerinde değil, değerleriyle ilişkilerinde ararlar. O ilişkileri sağlıklı hale getirmek için, mücadele meydanından çekilip, mücahede meydanına atılırlar. Bu, mağlubiyeti içselleştirmeme savaşıdır. Onurlu mağluplar için, galipleri taklit etmek, düşman saflarına geçmekle eş değerdedir. Asıl mağlubiyet işte odur.

Onurunu yitirenler, mağlup olunca kelimenin tam anlamıyla mağlup olurlar. Onlar, fiziken galip gelseler bile mağlupturlar. Mağlubiyet onların karakteri olmuştur. Çünkü, mütecavizine aşık olan ahmak kız rolüne soyunmuşlardır.

Mağlubiyetlerinin faturasını kendi değerlerine keserler. Tez elden o değerlerden kurtulmanın yollarını ararlar. Kendilerine "ben idraki" veren o değerleri her görüşte mağlubiyetlerini hatırlarlar. Bu da onları kendi değerlerine düşmandan fazla düşman olmaya iter. Değerlerinden kurtulunca, kendilerinin de galiplerden olacağına inanırlar.

Mağlubiyetin faturasını kendi değerlerine kestikleri için, kendilerinden nefret ederler. Bu nefret, galiplere karşı marazi bir aşka dönüşür. Kendilerini gerçekleştirmek yerine, galipleri taklit etmek gibi ucuz bir yolu benimserler. Bu taklit onları galip yapmaz elbette. Sadece "maymun" yapar. Bunun anlamı, galiplerin maskarası ve soytarısı olmaktır.

Hiçbir galipten, mağlupları içerisinden başkalaşım geçirerek maskaralaşan birilerini, kendisiyle eş değerde görmesi beklenemez. Hiçbir efendi, soytarısını, kendisiyle eşit haklara sahip bir partner olarak benimsemez. Değil mi ama: Hiçbir maymun, ne kadar iyi insan taklidi yaparsa yapsın, insanlar sınıfına dahil edilmez?

Bu toprakları İslami değerlerden uzaklaştırma ihalesini üstlenen taşeron seçkinlerin psikolojisi, "mağlubiyet psikolojisi"dir. Bu marazi psikolojiyle, sadece mağlubiyeti benimsemekle kalmamışlar, hepimize benimsetmek için, bu milletin sırtında sopa kırmışlardır. Galiplerin savaşarak elde edemediklerini, onlar altın tepsi içinde sunmuşlardır. Yüzyılın ihalesinin bedeli, böyle ödenmiştir.

Mağlubiyet psikolojisi, "büyük kırılmanın" ardından, mağlubiyet ideolojisine dönüşmüştür. Mezkur kırılmadan sonra, bu topraklardaki hakim ideolojinin adını kim ne koyarsanız koysun, gerçekte onun değişmeyen tek adı vardır: Mağlubiyet ideolojisi. Bu ideolojinin sırtımıza geçirdiği deli gömleği, elimizi kolumuzu kıpırdamaz hale getirdi. Şu içinde bulunduğumuz "bir kuşa çevrilmişlik hali", bunun neticesidir.

Takvim değişikliği, mağlubiyet ideolojisinin enkazından sadece biridir. Bu pakete giren tüm diğer unsurlar gibi, bu da bir "koparma" ameliyesidir. Temelinde yatan şey, bu toprakları, ait olduğu "Müslüman zamanından" koparma kaygısıdır. Bu kaygı, öyle gösterildiği gibi "laiklik" hassasiyeti üzerine temellendirilmemiştir. Eğer öyleyse, yerine konulanın bir Papanın (Gregorius) adını taşıyan ve Hıristiyan zamanını gösteren bir takvim olmasını neyle açıklayacağız?

1519'da Jeronim de Aguilar, yıllarca Mayaların arasında kaldıktan sonra bir grup Hıristiyanla karşılaşınca "Bugün Çarşamba mı?" diye sormuş. "Evet" cevabını alınca gözyaşlarını tutamamış. Çünkü 'kafirlerin' arasında geçirdiği uzun zaman boyunca ibadetini hep doğru zamanda yaptığının göstergesiymiş bu. Ne dersiniz, bu toplumda kendi gerçek zamanını bir çırpıda bilen kaç kişi çıkar?

Müslüman zamanında, Papa Gregorius takviminin yılbaşı, hiçbir 'değer' ve 'anlam' taşımıyor. Malum medyanın köpürttüğü yılbaşı çılgınlığı, son yıllarda "Noel ayinine katılma" noktasına gelip dayandı. Ha gayret, az kaldı! Bir adım sonrası, kutsanmış şarap-ekmek kuyruğuna girmek.

Mağlubiyet ideolojisinden başka ne beklenirdi ki?


Bu yazı toplam 2597 defa okundu.
Yorumlayan:
seyhan seyhan
Tarih:24 Ocak 2012 Salı Saat 12:34
Allah razı olsun hocam...
gerçekten öyle.
Yorumlayan:
Hakki Söyler
Tarih:01 Ocak 2012 Pazar Saat 01:35
Taşı gediğine koymak
Hocam taşı yine gediğine koymuşsunuz. Şuuru felç edilmiş bir milletin bu kepazeliğe bir reaksiyon göstermesini bekleyemyiz. Bize düşen o şuuru diriltmek için müacdeleye ve mücahedeye devam etmektir. Aksi takdirde müslüman şuuru yatalak bir hasta gibi yerinden kıyam edemeycek ve bizi bir hüsrandan diğerine sürukleyip duracak. Ufuk açıci yazıninz için yüreğinize emeğinize sağlık. Allah yardımcınız olsun.
Yorumlayan:
Aykiz66
Tarih:30 Aralık 2011 Cuma Saat 00:35
Dogru Tespit
"Hiçbir maymun, ne kadar iyi insan taklidi yaparsa yapsın, insanlar sınıfına dahil edilmez" ifadesi cok dogru bir tespit olmus. Ne yaparlarsa yapsinlar, Avrupaya olsun, ABD'ye olsun, batiya kendilerini kabul ettiremezler. Türkiyenin gidisati ortada. Manevi eksiklikten dolayi toplum bozulmakta. Bati dünyasinda Noel kutlamalarin özü isa'nin dogumuna dayaniyor. Yani Noel kutlamasi ayri, ve yilbasi kutlamasi ayri. Ama Türkiyede nedense yilbasi Noel gibi kutlaniliyor. Birbirlerine hediye aliyorlar, noel sapkalari takiyorlar, cam agaci süslüyorlar vs. Burdan'da anlasiliyorki, kimlere benzemeye calisirlarsa, onlardan olunur. Allah görüyor herseyi, toplumu bozmaya calisanlarin iki yakasi bir araya gelmez insallah.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI