Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Terör lanet bir şey, ama...
Roni Margulies
ronmargulies@btinternet.com
04 Temmuz 2010 Pazar Saat 12:39

Nasıl çıkış yolu bulunabilir buradan? Kürtlere de çağrı yapmak gerekmez mi? Sorumlulukları yok mu? Kürtler taleplerinde haklılar, ama hiçbir hak bir tek insanın yaşamına son vermeye bahane olamaz. Bilmiyorum, değer mi bu haklar için insan öldürmeye?


Terör lanet bir şey. Ama ezilenlerin veya haksızlığa uğrayanların kendini devlete kabul ettirebilmesi için de en etkili yollardan biri bugün. Başka ne yapabilirler ki bu devasa güçler karşısında? Ama yine de bir tek insanın canı bütün doğrulardan önemlidir gibi geliyor bana.

Doktor okuyucumun hissiyatı bugün memleketin batısında büyük çoğunluğun geldiği noktayı iyi yansıtıyor bence.

Önce, “Kürtler taleplerinde haklılar”. Bunun artık çok yaygın bir görüş olduğundan hiç kuşkum yok. Belki MHP’li ve CHP’li kemik bir kesim olabilir, ama onun dışında artık kimsenin “Ne münasebet? Kürt de neymiş? Olmaz öyle şey!” diye düşündüğünü sanmıyorum. Aksine, çoğunluk biraz da bezgin bir şekilde, çok da fazla ayrıntısına girmeden, “Adamlar haklı ya, hangi dili isterse konuşsun, nece eğitim görmek istiyorsa görsün, ne olur ki?” diye düşünüyor.

Sonra, “Terör lanet bir şey. Ama ezilenlerin veya haksızlığa uğrayanların kendini devlete kabul ettirebilmesi için de en etkili yollardan biri bugün.. ama hiçbir hak bir tek insanın yaşamına son vermeye bahane olamaz”. Çoğu kişi, okuyucum doktor gibi (ve benim gibi) silahlı mücadelenin mecburen başvurulan bir yöntem olduğunu, asıl meselenin “terör” değil hak hukuk meselesi olduğunu, hak hukuk sorunu çözüldüğünde terörün de ortadan kalkacağını düşünmüyordur herhalde. “Terör lanet bir şey düşüncesi çok daha ağır basıyordur. Ama yine de “Terör lanet bir şey” sözleri, aynı zamanda Ah şu terör bitse de, savaş sona erse” anlamına geliyor, “Çocuklar ölmese” anlamına, barış istemek anlamına geliyor.

Çoğunluğun bunları düşündüğünü nereden biliyorum?

Haziran ayında ölen asker sayısı herhalde daha önceki bir yılda ölenlerin toplamını aştı. Bunun karşılığında ne beklenir? Batı’da müthiş bir öfke dalgası, Kürt düşmanlığı, halkın galeyana gelmesi, resmî makamlardan “Asarız, keseriz, hepsini öldürürüz” edebiyatı.

Böyle bir şey olmuyor.

Sokaklar sakin. Genelkurmay sessiz. Hükümet “Açılıma devam edeceğiz” diyor hâlâ.

Savaşın en yoğun ânında memleketin gerçek sahipleri, yani TÜSİAD, çıkıp barış çağrısı yapıyor.

Arkasından, TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu üyesi Sedat Aloğlu, Öcalan’ın muhatap alınması, Anayasa’ya “Bu ülkeyi Türkler ve Kürtler kurdu” ibaresinin yazılması, Kürt çoğunluklu bölgeye yönetsel özerklik tanınması gibi son derece “radikal” konuları gündeme getiriyor.

Sonra da, sorulduğu zaman, geleneksel olduğu üzere “Sözlerim yanlış anlaşıldı, aslında ‘Yaşasın Genelkurmay’ demek istemiştim” demiyor, aynı önerileri tekrarlıyor.

Dahası, bildiğim kadarıyla Aloğlu’nun başına bir şey gelmiş değil; ne TÜSİAD’dan ihraç edildi ne de polisiye bir durum var.

İşin ilginç tarafı, Aloğlu’nun yaklaşımı tam da bir Türk sosyalistinin savunması gereken yaklaşım!

Şöyle anlatayım. Bu soruna, savaşalım, kıralım, dökelim diyenlerin dışında, Türk tarafında iki yaklaşım mümkün. Biri, vicdan sahibi insanın yaklaşımı: Kürtlerin hakları tanınmalı, savaş sona ermeli. Bu insan iki tarafı da suçlar, iki tarafa da silahları susturma çağrısı yapar.

Diğeri, vicdan sahibi olmanın yanı sıra sosyalist de olan kişinin yaklaşımı. Bu kişi de, Kürtlerin hakları tanınmalı, savaş sona ermeli diye düşünür. Ve kendi devletine silahları susturma çağrısı yapar. Öbür tarafla uğraşmaz. Öbür tarafın, doktorun sözleriyle, “haksızlığa uğrayanların kendini devlete kabul ettirebilmesi için en etkili yollardan biri” olduğu için mecburen silah kullandığını bilir. Öbür tarafa “Silah bırak” demenin, “Haklarını aramaktan vazgeç” anlamına geleceğini bilir. Kendi devletiyle uğraşır.

Savaşın tüm yoğunluğuna rağmen, barışa çok yakınız.

Barış isteyenlere düşen, PKK ile uğraşmak değil, kendi devletimizden, kendi hükümetimizden Kürtlerin haklarını tanımasını ve masaya oturmasını talep etmektir.

Bu yazı toplam 866 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..