Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye’de Ramazan Bayramı Doğru Günde Kutlanacak
Ramazan Bayramının tespiti, bu yıl da müslümanlar arasında kargaşaya sebep oldu. Türkiye’de Perşembe günü, bir çok ülkede ise Cuma günü kutlanacaktır.
08 Eylül 2010 Çarşamba Saat 22:53

Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda Kur’an’ın gösterdiği yönde doğru bir uygulama yapmaktadır. Kur’ân, namaz vakitleri konusunda gözlemi emrederken kameri takvim konusunu bilim adamları heyetince yapılacak hesaplara bırakmaktadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

Ay ve güneş, bir hesaba göre hareket eder. (Rahman 55/5)

Güneşi aydınlık kaynağı, ayı da ışık yansıtıcısı yapan odur. Yılların sayısını ve hesabı bilesiniz diye ay için evreler belirlemiştir. Allah bunları, doğruları gösterir biçimde yaratmıştır. O bu âyetleri, bilen bir topluluk için ayrıntılı olarak açıklamaktadır. (Yunus 10/5)

Peygamberimiz zamanında bu hesabı yapabilecek bilim adamları olmadığı için o, tek çare olarak şöyle buyurmuştur:

“Biz ümmî bir toplumuz; hesabı ve yazıyı bilmiyoruz. Şunu biliriz ki ay, ya 29 veya 30 gündür”

“Hilâli (Ramazan hilâlini) görünce oruca başlayınız, hilâli (Şevval hilâlini) görünce bayram ediniz. Hava bulutlu olursa içinde bulunduğunuz ayı otuza tamamlayınız.”

Çağımızda ay ve güneşin hareketlerini hesaplayacak ilim adamları yeterince vardır. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın önderliğinde 1978’de yapılan Uluslararası Ru’yet-i Hilal Konferansında doğru prensipler tespit edilmiştir. O günden sonra, hilalin dünyanın herhangi bir yerinde görülmesini esas alan takvimler, astronomlar ve din bilginlerinin birlikte yaptıkları çalışmalarla hazırlanmaktadır.

Bu yıl, Ramazan bayramının girdiğinin işareti olan Şevval hilali,l 8 Eylül 2010 günü, Güney Amerika’da Rio do Jenerio’da Türkiye saatiyle yaklaşık 23.40’da çıplak gözle görülebilecektir.

Konu ile ilgili teknik bilgiler şöyledir:

Rio do Jenerio

Enlem 22 derece 54 dakika

Boylam 43 derece batı.

Elogasyon açısı 7.8 derece.

Güneş ufkun 5 derece üstünde.

(Bu bilgiler İstanbul Üniversitesi Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan ÖKTEN’den alınmıştır.)

Hiçbir ayette hilalin gözlemlenmesi emredilmemiştir. Tam tersi “bilen bir topluluk tarafından hesaplama yapılarak tespit edilmesi gereği” üzerinde durulmuştur. Böyle bir heyetin bulunmadığı dönemde Peygamber efendimizin tek çare olarak uyguladığı, hilalin çıplak gözle görülmesini prensip edinip uygulamaya devam etmek, kabul edilebilir bir durum değildir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Gayret kullardan, başarı Allah’tandır.

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır
İ.Ü. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Süleymaniye Vakfı – Din ve Fıtrat Araştırmaları Merkezi Başkanı

GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Yorumlayan:
büşra
Tarih:09 Eylül 2010 Perşembe Saat 01:01
Allah razı olsun
çok rahatladım,teşekkürler,herkese hayırlı bayramlar
Yorumlayan:
Taner
Tarih:08 Eylül 2010 Çarşamba Saat 23:53
Hilal ve bayram
Kureyb (Rahmetullahi Aleyh), Ümmü’l-Fadl (Radiyallahu Anha)’nın kendisini Şam’a Muaviye’nin yanına gönderdiğini zikrederek şöyle dedi:

“Nihayet Şam’a geldim ve Ümmü’l-Fadl (Radiyallahu Anha)’nın hacetini yerine getirdim. Ben Şam’da bulunduğum günlerde, Ramazan hilali göründü; ben de hilali Cuma gecesi gördüm. Sonra ben Ramazanın sonunda Medine’ye geldim. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) bana bazı şeyler sordu. Hilali de zikredip, hilali ne zaman gördünüz dedi. Ben:

−Cuma gecesi gördüm dedim. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma):

−Bizzat sen hilali gördün mü? dedi. Ben:

−Evet, gördüm halk da hilali gördü ve oruç tuttu. Muaviye’de oruç tuttu dedim. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) bana:

−Fakat biz hilali Cumartesi gecesi gördük; (Ramazanı) otuza tamamlamak için oruç tutmaya devam ediyoruz veya hilali görüp öyle bayram edeceğiz dedi. Ben:

−Muaviye’nin hilali görmesi ve oruç tutmasıyla yetinmiyor musun? dedim. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma):

−Hayır, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize böyle emretti dedi.”

Müslim 1087, Ebu Davud 2332, Nesei 2110, Tirmizi 693, Ahmed 2790, Albânî İrva 4/7