Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türklerin kucağına düşmek
Salih Tuna
stuna@yenisafak.com.tr
07 Şubat 2012 Salı Saat 18:10
Son günlerde "Acem oyunu" veya "Perslik" gibi ifadelere medyada sıklıkla rastlıyorum. Körfez ısındıkça, "İsrail terör devleti"nin tehditleri arttıkça bu tarz ayrıştırıcı lakırdıların arzı endam etmesi sürpriz değil aslında.

Sürpriz olan bu halin "muhafazakarlar" arasında makes bulması.

Irak'taki Türkmenlere veya Azerilere sıra gelince Şiiliği yok say, sıra İran'a gelince ağzından "Şia" lafzını düşürme.

Nedir bu?

Bu tarz bir mezhep asabiyeti, örtük bir milliyetçiliğin kamuflajından ibaret değil midir?

Abdullah Muradoğlu kardeşim geçtiğimiz pazar günkü muhteşem yazısında, Yunan gizli servis elemanı Savas Kalenderidis'in "Öcalan'ın teslimi" kitabından hareketle son derece çarpıcı tespitlerde bulundu.

Kalenderidis kim mi?

Öcalan'ın Suriye'den çıkarılmasından Kenya'da teslim edilmesine kadar önemli "rol" oynayan Yunan istihbaratında görevli bir binbaşı...

Yanlış anlaşılmasın; Öcalan'ın teslim edilmesine katkı sunmuş falan değil.

Tam aksine, hüngür hüngür ağlamış!

E tabii kara kaşı, kara gözü için değil; "Apo'nun bizzat kendisinin, Türkiye'nin ulusal güvenlik ve bütünlüğü için büyük bir sorun oluşturduğunu" düşündüğü için.

Öcalan, Kenya'da teslim edilmeden 6 gün evvel işte bu Kalenderidis'e, "Bizi Türklerin kucağına itmeyin" demiş.

Bununla da kalmamış tabii: "Gittiğimiz yol, aynı zamanda onlarca yıldır Türk saldırılarına uğrayan Kıbrıs, Yunanistan gibi komşu ülkeler için bir fırsattır. Çünkü Kürtlerin bağımsızlıklarını kazanmalarıyla, Türkiye binlerce yıldır Anadolu ve tüm bölgedeki egemenliğinin stratejik temelini kaybetmiş oluyor. PKK'nın devrimi, Türkiye ve Türklerin rolünü sınırlıyor ve yeni stratejik koşullar oluşturuyor."

Şöyle devam etmiş: "Beni aradan çıkararak PKK'yı göğüslemek ve Kürtlerin ulusal uyanışını etkisizleştirip, halkımızın dini duyguları ile 'oynayıp', bir İslam toplumu kurmak istiyorlar. Böyle bir gelişme beni kabul etmeyen Avrupa için de bir tehlike teşkil edecektir. Eğer Yunanistan bu oyuna düşerse, ölümcül bir yanlış yapmış olacaktır. Kürtleri tekrar Türklerin ve radikal İslam'ın kucağına itmiş olacak. Bunu yapmayın..."

Bu sözleri "Türklerin ve radikal İslam'ın" kucağına düşmemek için her kucağa oynamak olarak da okuyabilirsiniz, taktik ve stratejik manevra olarak da!

Hatta köprünün altından çok sular aktı da diyebilirsiniz.

Yani nerden baktığınıza bağlı.

Zaten maksadım bu sözlerin sahibini "itibarsızlaştırmak" falan değil.

Öyle olsaydı, Aydınlık gazetesindeki "Öcalan, ABD'nin görevlerine talip" (6 Şubat 2012, Aydınlık) başlıklı yazıda, yine Savas Kalenderidis'in aynı kitabından hareketle dercedilen "ABD planları için bizden aracı olmamızı istedi" ara başlıklı "notlara" yer verirdim.

Maksadım PKK-Yunanistan ilişkisine dikkat çekmek de değil.

Maksadım Abdullah Muradoğlu'yla aynı soruyu sormak: "Kürtleri Zerdüştiliğe, Türkleri Şamanlığa, Yunanlıları Helenistik Megalo-İdea'ya, Musevileri Siyonizme, Arapları Firavunlara, Farisileri Persliğe hapsetmek isteyen türedi Ergenekonların arkasında hangi güçlerin, ne amaçla yer aldığını herkesin ciddi olarak düşünmesi gerekmiyor mu?.."

Bu yazı toplam 276 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI