Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Vatan gitti kavga bitti
Roni Margulies
ronmargulies@btinternet.com
01 Kasım 2010 Pazartesi Saat 18:10

“Vatan toprağı” ne zaman vatan toprağı olmaktan çıkar?

“Hiçbir zaman çıkmaz!” cevabını verenler az değildir herhalde. “Atalarımızın kanıyla sulanmış topraklar” ifadesi her an telaffuz edilmeyi bekliyordur bu cevabı verenlerin ağzında.

Ama vallahi bazen çıkabiliyor. Neyle sulanmış olursa olsun.

Hem de sadece vatan toprağı olmaktan değil, toprak olmaktan bile çıkabiliyor bazen.

Öykümüz 1987 yılında başlıyor.

Amerikan savaş uçakları o yıl Akdeniz’de bir hareket farkediyor, alçaktan uçup inceliyor ve dalgaların arasında bir periskop görür gibi oluyor. “Vay! Bir denizaltı!” Üstelik kimseden habersiz, gizlice gidiyor olduğuna göre, Libyalı olsa gerek!

Amerika’nın yenilmez ordusu derhal harekete geçiyor. Washington ile çeşitli deniz üsleri arasında ateşli haberleşmelerden sonra, uçaklar Sicilya açıklarında denizaltıyı gördükleri noktaya dönüyor. Ne şans! Libyalılar hâlâ orada! Ve “denizaltı” bombalanıyor.

Pilotlarla merkez arasındaki haberleşmenin devamını bilemiyorum. Merak etmiyor değilim ama. “Kaçtı kerata” mı demişlerdir, “Tüh, ıskaladık” mı demişlerdir? Denizaltı filan yok çünkü! Bombaladıkları “şey”, suyun otuz metre altında kayalıklarla volkanik lavdan oluşan, yirmi metre çapında bir sütun.

Ve öykü 15 yıl sonra, Sicilya’nın 48 km. batısındaki aynı noktada devam ediyor.

Oradan geçmekte olan balıkçılar 2002 kasım ayında beklemedikleri bir adayla karşılaşıyor! Beklemiyorlar, çünkü haritalarda yok. Ada mada olmaması gerek orada! Birkaç gün öncesinde de yokmuş zaten.

(Bu noktada konumuzdan tamamen sapıp iki balıkçı arasındaki konuşmaları hayal etmek ne hoş olurdu. Sabaha karşı, direğin tepesindeki herif yırtınıyor: “Kara göründü! Kalkın lan, kara göründü diyorum!” Uykusu hafif olan biri ranzasından küfrü basıyor, “Giuseppe, başlatma şimdi karana. Ne karası be! Direğe çıkacağın zaman o kadar rom içme demedik mi sana!” “Yok abi, vallahi de kara, billahi de kara. Hem de çarpmak üzereyiz ha!”)

Giuseppe’yle arkadaşlarının kullandığı haritada ada görünmüyor, ama ellerinde 1831 tarihli bir harita olsa görecekler adayı. O yıl öyle bir ada varmış çünkü.

Ama bir önceki yıl yokmuş!

İtalyan kanıyla sulanmış İtalya diye bir memleket henüz yokken, ama İngilizler kendi memleketlerini özellikle İrlandalıların kanıyla bol bol sulamışken, İngiliz Deniz Kuvvetleri daha önce hiç farkına varmadığı bu adacığı 1831’de keşfediyor. Donanma Komutanı Sir James Robert George Graham adaya İngiliz bayrağını dikiyor. Ve bir ucundan bir ucuna birkaç dakikada yürünebilecek boyutlardaki ada, üzerinde güneşin batmadığı imparatorluğa dâhil oluyor. Adını Graham Bank takıyorlar. (Buradaki “Bank”, banka değil, kıyı anlamında).

İtalya henüz yok, ama Fransa var. Ve dizlerini dövüyor.

Çünkü Société Géologique de France kurucusu jeolog Louis Prévost bölgede volkanik bir hareketlilik olduğunu farketmiş, yanına bir ressam da alıp birkaç ay önce gitmiş, adanın dünyaya gelişini izlemiş ve belgelemiş.

Ama bayrak dikmeyi ihmal etmiş! Onun yerine, volkanik adalar hakkında bilimsel bir makale kaleme almış. Salak! Bayrağı dikse, parmağını kesip toprağa biraz da kan akıtsa, Fransız toprağı olacak.

Prévost’un makaleyi yazması uzun sürmüş, biraz da geç yayımlanmış. Ve 1835’te nihayet yayımlandığında, ada batalı dört yıl oluyormuş!

Altı ay yaşamış zavallı!

İngilizlerin Graham Bank dediği adaya, Prévost ve Fransızlar L’Isle Julia demiş, sonradan İtalyan olacak nüfus ise Isola Ferdinandea adını takmış.

Ve 2002 kasım ayında yine çıkmış ada ortaya.

İngiltere, Fransa ve İtalya arasında giderek kızışan bir diplomatik savaş sürerken, birkaç ay sonra yok olmuş yine!

Olayla ilgili olarak Belçika’nın Le Soir gazetesinin görüştüğü jeofizik profesörü Antonio Zichichi, millî duyguları zayıf olduğu için olsa gerek, “Ada bir yükselip bir iniyor, çünkü dünyanın kabuğu bir yükselip bir iniyor, o kadar basit” demiş.

Herkes Profesör Zichichi gibi vatan haini değil elbet. Sicilya Kültürel Zenginlikler Müfettişi Domenico Macaluso, mermer bir levha hazırlattırıp adaya koydurtmuş!

Ada şu anda yok. Yorgan gitti kavga bitti. İngiltere’yle İtalya arasında savaş çıkma tehlikesi geriledi.

Ve bu öyküde benim uydurduğum tek şey balıkçı Giuseppe.

Ha, bir de vatan ve kan kavramları uyduruk.

Bu yazı toplam 375 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..