Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Diyanet İşleri Başkanına Bazı Önerilerimiz
Fazlı Kayaduman
28 Ocak 2012 Cumartesi Saat 13:21
Değerli Âlim Prof.Dr. Mehmet Görmez'in, Diyanet İşleri Başkanlığına geldiği günden beri, ortaya koyduğu ve insanımızın gönlüne nüfuz eden, davranış ve tutumları Milletimizce takdire şayan görülmektedir. Başkanın, Allah’ın Dininde ki ihlâs ve samimiyetine güvenerek, sırf Allah Rızası için, bazı önerilerimizi sunmak istiyoruz..

Değerli hocam,

Çok önemli ve çok hassas bir görevde olduğunuz gibi; zamanlama olarak ta çok önemli bir zaman dilimi içinde; İlahi Kudret, sizi Diyanet İşleri Başkanı gibi çok önemli bir göreve takdir etmiştir. Yetmiş dört milyon ülke insanımıza Allah’ın yüce mesajını taşıyabilme, izzet ve şerefini nasiplenebilecek konumdasınız.

Bu teşkilatta, çok güzel şeyler yapmaya kararlı olduğunuza inanarak, müşahede ettiğimiz bazı “değiştirilmesi gereken hususları” gündemlerinize arz etmek istiyoruz.

Mazur görürseniz, ifadelerimizi gayet net şekilde dillendirmeyi düşünüyoruz. 
A-Siyasi iktidara bağlı olan teşkilat, geçmişteki siyasi çalkanmalar orantısında çeşitli şekillerde tefessühata maruz kaldı. Allah Dininin perspektifinden uzak, bir yığın insanın teşkilata çöreklenmesine sebebiyet verdi. Artık, teşkilatı bunlardan temizleyecek yeni revizyon ihtiyacının, elzem olduğu kanaatindeyiz.
B-Bu gün, teşkilatın bünyesinde, diğer kurumlarda emsaline zor rastlanacak boyutta, işler; torpil ve adam kayırma sistemi ile yapılmaya devam ediliyor.. Yer değiştirmelere yönelik imtihanlarda; “kimin nereye geleceği önceden tespit edilir, ve bilahare, göstermelik imtihanlar yapıla gelen bir durumdur”..  Ve bunu çok iyi bilenlerdenim.

Her şeyden önce, teşkilatın bundan arındırılması şarttır...

O kadar ki, “adamını bulamazsan; bu teşkilatta bir yerden diğer bir yere atanman veya yer değiştirmen mümkün değil.” düşüncesi,  görevlinin belleğine hâkim durumda.

Bir görevli, yer değiştirecekse; başvurduğu yer, bulunduğu Müftülük olmuyor. Bürokrasiden, milletvekillerinden, hatta esnaftan adam bulma çalışmalarına başlıyor... Ve maalesef adamını bulan, istediği yere getirilirken; bulamayan yerinde sayıyor!

Bu ise, başkalarına yol gösterecek konumda olan teşkilat görevlilerinin, insicamını bozmaktadır.

Allah Rızası için, bu rezalet artık son bulmalı…

Ayrıca, Fatiha süresini dahi, bir imama yakışır şekilde okumayı beceremeyen, yığınlarca kişi torpille İmam- Hatipliğe atanmış durumda.

Teşkilatla hiç bir ilgim olmadığı halde, bunların yüzlercesini varlığına şahidim.

Bu şekilde, “torpille görevli alma” rezaletini yapanlar, sizden uzaklarda değiller! Ne acıdır ki, kimileri başkan yardımcısı, kimileri müftü ve müftü muavini olarak sizinle beraber görev yapmaktalar.

 

Değerli hocam,

Konumunuz itibarı ile çok şey size yansıtılmıyor olabilir. Ama teşkilatta ciddi bir tefessühat söz konusu!

İçinde bulunduğumuz realiteyi kabullenmediğimiz zaman, yapmamız gerekenler hususunda da net olamayız.

Allah rızası için, bu cerahat bağlamış yaraya el uzatalım!

Bu teşkilatın; zinde, aktif ve Anadolu coğrafyasında ki ümmete, Allah’ın Dinini götürebilecek donanımda olması, yeryüzünde ki Ümmetin silkinişine kapı aralaması demektir.



 C-“Yeterlilik sınavlarınız” mutlaka Ankara’da konturlunuzda yapılmalı. Yeminli müşavirler gibi, yemin mi verdiriyorsunuz, ne yaparsanız yapın; hiç kimseden etkilenmeyecek bir komisyon oluşturun ki; bu komisyon, mutlak surette işin ehli olanları seçsin.

Mihrap ve minber, mahrem ve en hassas alanlarımız sayılmalı.

Ve ne olursa olsun, söz konusu alan görevlisi için, hiçbir torpil devreye girememeli!

Yer değiştirme işi için de, Milli Eğitimde olduğu gibi puan sistemini önermekteyiz. 
D-Bu gün Milli Eğitimde, anaokulu öğretmenleri dahi fakülte mezunu iken; malumunuz, İmam-hatiplerimiz ağırlıkla lise, önemli bir kısmı da ilkokul mezunudurlar. Dışarıdan İmam-Hatip Lisesini bitirmiş olmaları hikaye!, İmam- Hatip lisesi öğretmenliğini yapmış biri olarak, nasıl bitirdiklerini en iyi bilenlerdenim!

Şu hakikat göz ardı ediliyor;

Bu görevlilerimiz, minberlerde her seviyede ki insanımıza Cuma günü, Cuma’nın bir rüknü olarak hitap etmektedirler.

Bunları, felsefecisinden sosyoluğuna, fizikçisinden edebiyatçısına, Profesöründen bürokratına kadar her seviyede ki insan ibadet niyeti ile dinlemektedir.

Değerli hocam,

Kabul etsek te etmesek te, minberdeki görevli Allah’ın Dinini temsil etmektedir. Etkili olan, ciddiye alınan, etkileyen konumda olacaksak; artık imam hatiplerimiz en az fakülte mezunu olmak durumundalar. Fakülte mezunu olsa dahi, çok ciddi sınavlardan geçirilerek seçilmeli.

Ve uzun süreli, bir hizmet içi eğitime tabi tutulmalı..

Bana sorarsanız, bu bile yetmez!

 “Haseki eğitim merkezi” benzeri çalışmalar, çoğu vilayetimizde oluşturulmalı. İlahiyat fakülteleri ile ortaklaşa yeni kürsüler kurdurularak çalışmalar yapılmalı. Vatandaş Cuma günü, minberde dinlediği kişiyi öncelikle anlamalı ve manevi bir duygu ile dinleyebilmeli ve mutlaka etkilenecek duruma gelinmeli.

Merkezi sistem vaazlarının artık kalkması gerekir. Hatip, cemaatle yüz yüze gelmeli. Malumunuz hitabette, hatibin davranış ve mimikleri ifade şekli kadar önemlidir.

Çoğu vilayetimizde, İlahiyat fakülteleri faal durumdalar. Buralarda, hitabet kabiliyetine sahip ve gayet aktif hocalarımız var. Vaaz hususunda bunlar devreye sokulmalıdır. 
E- “Hizmet içi eğitim” çalışmaları hususunda en aktif kurum, Diyanet teşkilatı olmalı.

Milli Eğitim Bakanı bile son günlerde, Bütün öğretmenleri hizmet içi eğitimden geçireceğinden bahsediyor.

Mesela, Her İmam hatibimize, en az “Sekiz aylık bir eğitimden geçirilme” zorunluluğu getirilse, güzel olmaz mı?. Bunu yaparken, İmam-Hatiplerimizin tamamının gözden geçirilmiş olunması ile kalınmaz; bu arada, belli bir seviye aranarak, bu görevi yapamayacakların memurluk görevlerine kaydırılma fırsatı da doğmuş olacaktır..

F-Doğuda ki ulemayı (Mele’leri), görevlendirme girişiminiz takdire şayandır. İmam hatip olmaktan öteye, bunlara irşat görevleri verilmeli. Vilayetlerde ki merkez camilerinin yanında, eski ifadesi ile kıraathanelere benzer irşad evleri kurulmalı. Halka açık, kütüphane ve çay ocağı şeklinde olacak bu yerlerde, görevli mürşid, halka sohbet etmeli, fıkhi sorulara cevap vermeli. Bu tür bir tebliğ şeklinin çok etkili olacağı kanaatindeyiz.

Orta ve batı Anadolu bölgelerinde de bu görevlere; emekli İlahiyatçılar ve emekli İlahiyat fakültesi hocaları davet edilmeli.

G-İnsanımızın çok önemli bir kısmı, İslam’ın en zaruri ve en acil temel esaslarını bilmekten uzaktır. Bir Müslüman için asgaride ki “İslam’ın temel esaslarını” ihtiva edici, bir kitap hazırlayarak görevlilerimiz eliyle, cüzi bir fiyat üzerinde toplumumun büyük çoğunluğuna ulaştırma yollarını bulmalıyız. Müslüman fert, kısa az ve öz bu bilgileri, söz konusu eserde bulabilmeli.

Anadolu insanımızın karakter yapısının yansıması budur. Bunu bilen atalarımız, benzer eserler meydana getirmişler. Müslüman Arapların, uzun ve detaylı eserlerine karşın, bizler

“Uzun lafın kısası” “Uzun lafın Türkçesi” demiş; “Mızraklı İlmihal ve Karabaş Tecvidi” gibi kitapları yazmışız. Bu yapımız, mutlaka göz önünde tutulmalı.

H- Teşkilat, acilen bir televizyon kanalına sahip olmalı. Hatta, bu alanda da çok geç kalındığının kanaatindeyim. Kurulacak bir “Diyanet televizyonu”, Allah’ın Dinini, sekteye ve ketmetmeye uğrattırmadan, Dini net bir şekilde Millete sunmalı. Günün belirlenmiş saatlerinden, tefsir ve özellikle fıkıh derslerine öncelik verilmeli.

I-Son olarak Diyanet’in özerkleştirilmesinden yana olmamız gerektiğine inanıyorum. Her gelen siyasi iktidarın kendine göre teşkilatı, yeniden dizayn etme devri bitmeli. Lakin Avrupa da olduğu gibi, “Görevlinin halk tarafından seçilmesi” olayı kabul edilmemeli.

Zira böyle bir durumda, toplumumuzun yapısı itibarı ile Camiler üzerinde gurup ve hizipleşmelerin devreye girmesi ve bir kargaşanın oluşması, kaçınılmaz olur.. Teşkilatın mevcut hali bozulmamalı.

Derecesine göre, yeterlilik sınavını kazanmış Müftüler, İmam hatipler tarafından seçilmeli. Diyanet İşleri başkanlığını da Müftüler seçmeli. Başkan da Cumhurbaşkanına bağlı olmalı. Cumhurbaşkanını da halk seçtiğine göre, özerklik yerine oturmuş olur.

 

Değerli hocam,

Müslümanlar, bu gün yeryüzünün her köşesinde acı dramlara muhataplar! El uzatabilmemiz için, bunu yapabilecek konumda olmamızı önverir.. Bu konuma gelmemiz için de; Kuran-i bağlamda, inancının ana taşlarını bilen, tarihi şahsiyetine ve tarihi kimliğine sahip, İslami Ümmet bilincinde olmamız elzemiyet arz eder. Bunun için de çok ciddi gayretler, çabalar gerekecektir.

Kararlılık ve azimle, haydi “Bismillah” diyelim…

Ümmetin hassasiyetlerinin bilincinde olduğunuza inanıyor, bu bilinç ve düşüncenin fiiliyata aciliyetle aktarılacağı günlerin umudu ile bekliyoruz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun.


Bu yazı toplam 988 defa okundu.
Yorumlayan:
MEHMET
Tarih:24 Şubat 2012 Cuma Saat 21:07
TEŞEKKÜR
HOCAM ALLAH DİLİNİZE FESAHET KALBİNİZE İTMİNAN VERSİN ÇOK GÜZEL DİLE GETİRMİŞSİNİZ.
Yorumlayan:
mert aslan
Tarih:03 Şubat 2012 Cuma Saat 23:21
allah razı olsun hocam...
bende aynen katılıyorum görüşlerinize.birde dile getirmenizi istediğim..bazı hocalarımız var sünnet namazlarını öyle hızlı kılıyorlarki cemaaatda ona yetişmek için aynı şekilde hızlı kılıyor.bazen bizede yansıyor.Efendimizin hiç yapmadığı birşey bu.mademki onun yaptığını yapıyoruz neden hızlı bu kadar.birde tekrar dile gelmesi lazım tek elden vaaz verme işi bitmeli artık...imamlar namaz kıldırma memura döndü tam. arada güzelini yapanlarda az olsada var.tebliğ ve davet olmadan hiç birşey değişmez bunun için imamlarda biraz işe el atmalı diyorum..Saygılarımla...Allah c.c emanet olun......
Yorumlayan:
mehmet koyuncu
Tarih:01 Şubat 2012 Çarşamba Saat 08:17
aynen katılıyorum
Allah razı olsun. söylediklerinize aynen katılıyorum. imam yeterlik sınavına katılmamız için cemaatten adamınız var mı diyorlar. duyurulur. torpilsiz bir teşkilat istiiyoruz.
Yorumlayan:
mustafa polat
Tarih:31 Ocak 2012 Salı Saat 14:25
takdir
Allah razı olsun çok güzel önerilerde bulundunuz.hepsi de uygulanabilir meselelerdir.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI