Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mutlak Ve Tek Eksen
Fazlı Kayaduman
06 Şubat 2012 Pazartesi Saat 17:55
Müslüman, teslim olmuş  insan demektir.
Neye teslim olmuş? Allah (c.c) ’ın bağlayıcı her hükmüne…

Müslüman, şahsiyetini, izzetini ve her türlü bağlayıcılığını İslam’ın kendi öz yapısından yanı vahyin kaynağından alır. Ayrıca başka bir yerde kişilik, onur ve bağlayıcılık aramaz!

Zira Müslüman’ın inandığı, iman ettiği ana değer yargısı, vahyin kendisidir.
Vahyin kendisi; onun için, değerler manzumesinin bizatihi ana merkezidir.

Allah’ın Dini’nin kendisi;

--Tartışılmayan, hiçbir şart altında vazgeçilmeyen ve hiçbir şekilde ihtimaliyet ihtimali ihtiva etmeyen, her şeyi ile kesin keslik ve mutlaklık ifade eden bir yapıdır. O hiçbir yerden meşruluğunu almaz.

Öz yapısının İlahi olması, Ona kendiliğinden meşruluk ve kaynaklık verir.

Her şey Ona göre meşru veya gayri meşru olur. Her şey Ona göre iyi veya kötü olur.

Her şey Ona göre pis veya temiz olur. Her şey Ona göre doğru veya yanlış olur.

Ama O hiçbir şeye göre değerlendirilemez. Hiçbir şey Onun meşruluğunu tartışamaz.

Müslüman’a göre her şey bu eksene göre değerini bulur ve bu eksene göre değerlendirilir. Müslüman’ın ayrıca farklı bir ekseni olamaz.

Müslüman için Allah’ın Dini, yanı nazil olmuş vahyi; tek ölçü, tek mihenk, tek merkez ve tek eksendir--.



 Allah’ın Dininin konumu bu olduğuna göre, bu konum sadece ve sadece Allah’ın Dinine de has olduğuna göre; kendiniz için, bu konuma oturttuğunuz her şeyi, Din ediniyorsunuz demektir.

Bu konuma Allah’ın Dinini oturtursanız; “Allah’ın Dinini” din edinmiş olacağınız gibi, başka bir dini, başka bir değeri, başka bir yapıyı oturtursanız onu din edinmiş oluyorsunuz demektir.

Bir cemaati ve o cemaatin kendine has değerlerini buraya oturtursanız; cemaatin değerlerini din ediniyorsunuz demektir.

Mezhebinizi Din gibi algılar ve buraya oturtursanız, onu din ediniyorsunuz demektir.

Siyasi gurubunuzu oturtursanız, siyasi gurubunuzu; tarikat gurubunuzu oturtursanız, tarikat gurubunuzu; kendinize has değerlerinizi oturtursanız kendinize has değerlerinizi; mevki, makam, para, kadın, heva ve heves velhasıl neyi oturtursanız, onu din ediniyorsunuz demektir.

Kâinatın sahibi, “Heva ve hevesini ilah edineni görmedin mi?” buyururken, bu alanın mahremiyetini vurguluyordu.

Değerler dünyasında bu alan, sadece Allah’ın Dinine has bir alandır.

Hiçbir şey Onun yerine ikame edilemez.

Müslüman, ayrı bir cemaatin, ayrı siyasi bir ekolun, farklı bir mezhebe dayalı  siyasi bir yapılanmanın içinde guruplaşmış olsa dahi;

Müslüman’ın kendi değerler dünyasının tepesine oturtacağı, herkes ve her şeyin Ona göre değer bulacağı, herkesin Onun sınırlarının dâhilinde kalma zorunluluğunun olacağı, Allah’ın şaşmayan ve her şart altında mutlak doğruyu gösterecek olan İlahi Vahyin, ana eksen olma otoritesine halel getiremez.

Bu otoriteyi Âlemlerin Rabbi, şöyle ifade etmiştir:

“Allah ve Resulü herhangi bir işte hüküm vermişse, Mümin erkek ve kadınlardan hiç birinin bu hususta farklı bir görüş beyan etme hakları yoktur…” (33/36) buyurmaktadır.

Bu hakikate rağmen, “Dava adamı” olduğunu söyleyen kimi Müslüman bile,

Cemaatini veya bir mezhebe dayalı siyasi yapılanmasını ve yahut ta siyasi partisini, rahatlıkla “Allah Din’inin konumuna” oturtabiliyor. Bu oturtma ile kalmıyor, Allah’ın Kelamından Ayetler seçiyor ve seçtiği bu Ayetleri, getirip cemaatinin veya bir mezhebe bağlı siyasi yapılanmasının meşruluğuna payende olarak kullanma çabalarına giriyor.

Yanı Allah’ın Vahyini ana eksen alıp her şeyi ona göre şekillendireceği yerde; gurubunun değerlerini ana eksen alıp, Allah’ın Vahyini ona payende yapmaya çalışıyor! Bu ise bir Müminin inancı adına, gayet hastalıklı bir durumdur.



Mesela, adam falan cemaate tabidir. Bir konu gündeme geliyor, o cemaatin söz konusu o hususta ki düşünceleri biliniyor ya!

Adam, hemen hazır şablonu kullanıyor. Senin, Allah’ın Ayetini delil olarak getirmen, onun için fazla bir şey ifade etmiyor. Söz konusu Ayet-i Celile ye, kendi şablonlarına uyumlu bir yorum vermeye çalışıyor. Belki de, aidiyetini bağladığı gurubunun etkisi ve nefsin galebe çalma dürtüleri ile o temel eksen kabul ettiği gurubunun düşüncesini; tüm İlahi değerlerin üstünde tutmaya devam ettiği, şuursuzluğunun farkına bile varamıyor!

Dolayısı ile bu gün, gurubunu bildiğin her kişinin, hangi konuda ne gibi düşüncelere sahip olduğunu gayet net bilirsin.Çünkü hepsinin özel şablon ve klişeleri vardır.

Tabii ki Vahiy kaynağından, belli bir oranda ve belli boyutta alıntıların yapıldığı söz konusudur. Lakin Allah’ın vahyini, Mutlak ölçü ve “Mutlak eksen” olarak düşüncelerinin merkezine oturtamıyorlar!

Allah’ın Vahyi, mutlak ve tek eksen alınmadığından, her gurup kendine göre, Dini baz aldığını söyleyerek; biraz Din’den, biraz liderlerinin düşünce ve yorumlarından, biraz da siyasi atmosferin etkisinden çeşit çeşit, kompoze eksenler oluşturulmuşlar; ve Ümmet, yüzlerce gurup ve cemaat halinde bölük pörçük bir halde ve -herkes tabi olduğu eksenle övünme-  girdabı içinde akıp gidiyor!

Aslında Vahiy, tek eksen kabul edildiğinde; özelliği itibarı ile bu dağınık Ümmeti bir araya getirecektir.

Fakat Vahyi, tek ve mutlak eksen kabul etmeye yanaşmadıklarından; maalesef, Ümmetin bu parçalanmışlığı da devam etmektedir.

Ve bununla beraber; ayakaltı  oluşları, ezilmeleri ve her gün akmakta olan kanları; kat kat artarak devam edeceği, kaçınılmaz bir durumdur!

Aslında, Müslüman’ın bu gün en büyük ve en önemli sorunu budur!

Burayı aşamadığı  müddetçe hiçbir yere ulaşması da mümkün değildir!

Ümmetin “Vahiy ekseninde ittifak etmesi”,  dünya gündeminde onurlu olarak var olabilmenin ön şartıdır!



Müslüman’ın kendi idrakine şunu oturtması şarttır..

Ben, Allah’ın tarif ettiği ve tanımladığı bir Müslüman olma kararındayım.

Bu şuur ve idrak ile Allah’ın Dinini din edinecek, Allah’ın değer yargıları olan vahiy eksenini eksen kabul ederek; hiçbir şart altında, hiç kimsenin ve hiçbir yapının karşısında eğilmeden, bükülmeden; bu eksende dik duracak; hiçbir konuda, ön yargı, ön klişe ve ön şablonlarım olmayacak. Her konuda vahye başvuracak, Onu yaşayacak ve Onu konuşturtma gayretinde olacağım.

 

Rabbimizin bizim için çizdiği  şaşmaz, yanılmaz, kopmaz kulpu ve ana çizgisi budur. Bu çizgiye davet edeceğiz her Mümin’i; gelen gelir, gelmeyen kendi kurduğu girdabında bocalayıp durur.

Rabbim Kur ani idrak ve şuur nasip etsin; yar ve yardımcımız olsun.


Bu yazı toplam 637 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI